Etiketler: gülten akın

Ölüyor Olsam Şarkıyı Dinlemeden Ölmezdim…

Pamuk Yıldız

gulten3

Aynı sokaklarda yürüdük,

Muhtemelen aynı kitapçılara girdik çıktık, kitaplara baktık.

Aynı belediye başkanları yönetti şehrimizi.

O günlerde sık sık zulmün sonu var mı diye düşünürdüm ve sonuna kadar yaşadığımıza inanırdım. Şu günlerde zulmün sonu olmadığını görüyorum ve o günlerden bahsederken içten içe suçlanıyorum.

O günlerde bizi sildiklerine inanıyorlardı, özgür olduğumuzda biz de silindiğimize inandık. Sohbetlerde, günlük kaygılarda, tatil planlarında yoktuk. Bu duygularla yaşamın eteğine yapışıp içine girmeye çalışıyordum.

“Özgür” olduktan sanırım iki ay sonraydı. İnsan Hakları Derneği’nden aileler İstanbul’a, Sultan Ahmet Meydanı’na oturma eylemi için gidiyorlardı. Ben de onlarla gidecek ama onlarla dönmeyecek, İstanbul’da gezecektim. Didar Şensoy’u ilk ve son kez orada gördüm. Didar Abla birden “… Büyü de baban sana / Baskılar işkenceler alacak / Kelepçeler gözaltılar zindanlar alacak / Büyü de / Büyüyüp onyedine geldiğinde / Büyü de baban sana / İdamlar alacak…” diyordu. Meydanda bulunanlar – benim dışımda – ellerini kaldırarak eşlik ediyordu. Büyülendim, dondum, nefesimi tuttum, dinledim. O an vurulsam, şarkının sonuna kadar dinlemeden ölmezdim. Yok saydıkları beni anlatıyordu, Erdal’ı anlatıyordu, oğulları, kadınları anlatıyordu. Büyüyünce babasının işkenceler, idamlar almak zorunda kalacakları anlatıyordu.

Onlar bizi yok saymak istemişlerdi ama onların yok saymalarıyla yok olmuyorduk. Şimdilerde yok saydıklarının yok olamayacağı gibi…

Share Button

“Bir Kere Daha Okusanıza…”

gulten2

Şebnem İşigüzel

Geçtiğimiz yazdı: İstanbul’un göbeğinde saçlarımı kestirdim. Pek kötü oldu sormayın. Şimdi uzadı tekrar eskisi gibi. Ama ilk kestirdiğimde tuhaf bir acıyla aynaya bakıp gayri ihtiyari mırıldanmıştım: “Kestim kara saçlarımı ne olacak şimdi?

İşte o anda bir tatlı sürpriz beni bekliyordu. Hemen arkamda manikür pedikür yaptıran hanımefendi şiirin devamını okudu. Şaşırmıştım. Öyle şaşırmıştım ki bunun saçlarımı kestirdiğim bir rüya olduğunu düşünmüştüm. Bu hafif şaşkınlıktan sonra kendime geldim. Gülten Akın’ın güzelim şiirinin devamının kendi halinde bir berber dükkânında okunacağını nasıl bilebilirdim? Saçlarımı kestirmiş olmam değil ama bunun gerçek olması çok daha güzeldi. “Günün hediyesi” dedim kendi kendime.

Hanımefendi emekli öğretmenmiş. Nar çiçeği rengi ojeler sürdürdü. Torunu gelecekmiş. “Ellerimi çiçeğe durmuş nar ağacı gibi görsün, çok hoşuna gidiyor” dedi. Sordum tabii “Siz de mi şairsiniz?” diye. Değilmiş. “Gülten Akın yazmış yazacağını! Onu okumak yetti bana” dedi. Bunu yolundan alıkoyulmuş gibi söylemedi. Mutlulukla, sevecenlikle söyledi. Özellikle dikkat ettim, sesinin tınısında kıskançlık yoktu. Onun hissettiği her şey bir kadın tarafından çoktan dillendirilmişti. Bunun huzurunu taşıyordu sadece.

Share Button