Etiketler: arşiv

Zaman Yolcusu Kadınlar: Furuğ Ferruhzad

Gülden Treske

Furuğ; kısacık bir hayata, her şeyi doldurabilen kadınlardandı. Kim olduğunu ve şiir yazmak için doğduğunu biliyordu. Tüm kırılganlığına karşın, kim olduğunu bilemesin diye konulan bütün kuralları alt edecek kadar da güçlüydü.

 

(Yeniden Doğuş)

“Bahçeye dikeceğim ellerimi,

Çiçekleneceğim,

biliyorum, biliyorum, biliyorum

Ve bembeyaz yumurtalarını bırakacak

kırlangıçlar

Avuçlarımın mürekkep lekeli

çukurlarına”

FURUĞ FERRUHZAD
(5 Ocak 1935 – 13 Şubat 1967)

Öylesine çiçeklendi ki Furuğ, mürekkep lekeli ve kırlangıçların yumurtalarını bıraktığı elleri ile Fars edebiyatının en güzel şiirlerini yazdı. Şair oldu. Yazar, oyuncu, ödüllü bir yönetmen, ressam, eş, anne, âşık oldu. Furuğ; kısacık bir hayata, her şeyi doldurabilen kadınlardandı. Ve kim olduğunu ve şiir yazmak için doğduğunu biliyordu. Tüm kırılganlığına karşın, kim olduğunu bilemesin diye konulan bütün kuralları alt edecek kadar da güçlüydü.

Share Button

Vişneli Kamusallık…

paws

Değiştirmeyi istemiyorsak reçel bile kaynatmam ben!

Nilgün Toker, Emine Ayhan, Hazal Halavut, Aksu Bora

Okuyacağınız tartışma, haftalara yayılmış, hastalıklar, yolculuklar, ev taşımaları aşmış, şahsi dertlere sapıp zıplayıp dönmüş, dolayısıyla çok kesintili, uzun sıçrayışlı, hatta belki de çok “şahsi” bir tartışma. Ona tartışma değil de sohbet demeliyiz. Baştan bir tür “jam session” gibi tasarlamıştık, fakat hesaba katmadığımız şey, bu sessionların canlı icra edildikleriydi – aradan şunca zaman geçtikten sonra, ister istemez biraz şekle şemale sokulması, ayıklanması, “anlaşılır” kılınması gerekti. Dileriz ki bu haliyle bile sohbete katılanlara verdiği esini verir, belki yeni sohbetlere vesile olur.

Başlarken tek kuralımız vardı: Düşünür ismi zikretmeyecektik, sanatçılar serbestti. Buna sadık kaldık… Hemen hemen!
İyi okumalar…

Share Button

Sayı 34

sayi34

Share Button

Sansasyonel Hormonlu Domates ve Gençliğin Ahlakçılığı Üzerine

hormonlu

Hüner Aydın

Yıkmak istediğimiz ağaca sırtımızı yaslıyoruz; meyvesini yiyoruz ve gölgesinde dinleniyoruz; ama yıkacağız, kesin kararlıyız; yine de meyvesi ve gölgesi üzerinden kurduğumuz pragmatistliğe devam ediyoruz, tabii yıkana kadar!

Nisan ayında BDP Dersim Gençlik Meclisi “Kutsallarımız ve Ahlaki Değerlerimizin Yozlaşmasına ve Sömürgeciliğe İzin Vermeyeceğiz” pankartıyla Dersim’de bir yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüşün akabinde bir basın açıklaması yapıldı ve iki birahaneye saldırıldı. Roştîya Asmê Dersim LGBTİ oluşumunun, saldırılar için “kadın garsonlara yönelik, seks işçilerine yönelik” gibi ifadelerle basında çıkan haberlere karşılık olarak, eylemin seks işçilerine değil; çete, patron ve pezevenklere yönelik yapıldığını belirttiğini Roştîya Asmê adına Loren Elva açıkladı.

Share Button

Mağduru Korumak

Toros Güneş Esgün

Hasina Bibi, kendisine tecavüz eden akrabasının salıverilmesini protesto etmek için bir kafese girdi. Hasina, aslında tecavüzcünün kapatılması gerektiğini düşündüğü kafese kendini hapsederek fail ve mağdur arasındaki ilişkiyi ters yüz etmişti.

Geçtiğimiz aylarda Pakistan’da 13 yaşında bir kız çocuğu, Hasina Bibi, kendisine tecavüz eden akrabasının salıverilmesini protesto etmek için kendini annesiyle beraber bir kafese kapattı. Haberin fotoğrafında kızından birkaç adım geride ve ürkek oturan annenin aksine, keskin gözleri kafesin parmaklıklarını delip geçen bir genç kız vardı. Hasina, aslında tecavüzcünün kapatılması gerektiğini düşündüğü kafese kendini hapsederek fail ve mağdur arasındaki ilişkiyi ters yüz etmişti. “Mağdur”dan beklenilenin aksine üzgün ve güçsüz görünmüyordu. Birilerine, uğradığı adaletsizliği anlatmak için kendini hapsetmesi, adeta cevap beklediği eril hukukun aslında faili değil, mağduru kapattığının ve failin değil mağdurun özgürlüğünü çaldığının bir temsiliydi.

Share Button

Aquellare: Müzikle Konuşan Kolombiyalı Cadılar

Pınar Selek

Aquallare, Baskça bir kelime. Cadılar Birliği demek. Fransa’da cadılığı feministlik olarak algılayan, bu işi de pek seven Kolombiyalı kadınlar 2010’da, daha dört sene önce, birleşmişler ve o tehlikeli işi yapmışlar: Örgüt kurmuşlar.

Büyük altüst oluşlar yaşayan hiçbir ülkede, hiçbir coğrafyada, sosyal mücadeleler yerel kalamıyor. İnsanlar dört bir yana dağılıyor çünkü. Sürgünler, kaçanlar, gidenler bohçalarında ülkelerinin gözyaşlarını, şarkılarını, ihtiyaçlarını, siyasi gündemini de taşıyorlar. Gidip orda burada örgütler kuruyorlar. Dayanışma örgütleri. Uzaktan devrim örgütleme örgütleri. Lojistik örgütleri.

Ya da köprüler kuran, ağlar ören örgütler… Fransa’daki Kolombiyalı feministlerin örgütü Aquellare bunlardan biri.

Share Button

Velev ki Tercih!

İsmigül Şimşek

Bırakalım “heteroseksüellik” düşünsün, kendi varoluşu tercih mi yönelim mi.

Şu yazıyı kaleme alma fikri, daha doğrusu fikri bile değil, karşı konulmaz heyecanı, bir facebook tartışması sırasında ortaya çıktı. Zaten bir süredir hayatta karşıma çıktıkça, “ay öyle değil o işler anacım” diye düzeltegeldiğim ama tembellikten oturup da yazamadığım bir şeyken, şimdi böyle somut somut karşımda görünce, bir de sıkıcı ofis saatlerinde, bana çalışmamak için en az camdan dışarı bakmak kadar geçerli bir sebep verince, bir baktım bedenime sirayet etmiş bile yazının paragraf maddeleri.

Mevzu, başlıktan da bir bakışta anlayabileceğiniz üzere, “tercih mi, yönelim mi” ikiliği. Aslında şu anda şu cümlenin kuruluşundan, mevzunun yanısıra kendi durduğum yere dair de ipucu verdim. “İkilik” diyerek belli ettim pozisyonumu.

Share Button

Firdevs

Hatice Meryem

Kocası onu bu yüzden boşadı.

Çilliğinin kanatları büyükçeydi. Adam cimaya her yeltendiğinde mübarek deliği bulana kadar canı çıkar, yorgunluktan bezip bu amansız uğraştan bıkar, karısını çok sevdiği halde ondan buz gibi soğurdu.

Nihayet ağlaya ağlaya onu boşadı ve kendisine yeni bir eş bularak Pera’nın aşağı mahallelerine taşındı.

Firdevs babasından kalan koca konakta böylece yapyalnız kaldı. Çok mutsuzdu. Sabahları tek başına kahvaltısını ediyor, öğleden sonraya kadar ev işi yapıyor, akşamüstü komşu kadınlarla görüşüyor, geceleri mutsuzluktan ağlıyordu.

Share Button

Yazmak

yazmak

Zeynep Kaçar

En olunmayacak şeyi oldum, feminist oyun yazarı oldum. Üstelik yeni de olmadım. Tam 14 yıldır yapıyorum bu işi. Ülkede sadece feminist oyunlar yazan tek yazarım. Bir sürü oyunum var, basıldı, oynandı, oynanıyor filan. Kendimle barışık, huzur dolu bir hayatım olması gerek. Birazcık param, azıcık bilenen bir adım. Yok. Onlar yok. Benim oyunlarım var.
Hep biraz buruğum, hep biraz kırgın. Ama burulmak kırılmak hayata aykırı…

Share Button

Sanatçı Anne Nasıl Bir Şahsiyettir?

Güneş Savaş, Özge Açıkkol

“Özge Açıkkol, Güneş Savaş ve Seçil Yersel’den mürekkep bir sanatçı kolektifi olan Oda Projesi, geçen yıl çoluk çocuk Kopenhag’da bir ay süreyle kalıp, ANA ismini verdikleri projeleriyle “sanatçı ebeveynlik” üzerine fikir teatilerinde bulundular, çeşitli atölyeler düzenlediler. İstanbul’a döndüklerinde de ANA’yı Türkiyeli sanatçı / akademisyen / aktivist ebeveynlerle sürdürmeye karar verdiler. Hali hazırda devam eden projeyi Oda’dan Güneş ve Özge anlatıyor:”

2013 yılında Danimarkalı bir ekipten, ANA –Astrid Noack’s Atelier’den bir davet aldık; Kophenag’da bir ay kalmak ve bir proje oluşturmak üzerine. Ancak Oda Projesi eskisi gibi üç kişilik bir ekip değil. Üçümüzün de birer çocuğu var artık. Ekibe yazdığımız cevapta bu davete ancak çocuklarımızla katılabileceğimizi söyleyince olumlu bir cevap aldık. Ama işte tüm hikâye de bu noktada başladı. Bir yandan ekibe nasıl bir proje önereceğimizi tartışırken diğer yandan da içimizdeki endişeler artıyordu. Birimizin oğlu henüz iki yaşına basmamıştı bile; diğerimizinki ancak sekiz aylıktı.

Share Button