Etiketler: sayı 6

Feminizmin Sınıfı Kadınlığın Kimliği

Gülnur Elçik

“Bu ülkeye ideolojilerden evvel onların eleştirileri geliyor.” diye bir sitem dinlemiştim yıllar önce. Sanırım bu haksızlıktan en çok nasibini alan, çoğu kez ekşi sözlük kıvamında “ortalamacı” bir dilin eleştirileriyle boğuşmak zorunda kalan hareket, feminizmdir.

“Küreselleşme, emperyalizm kavramlarını konuşmadan kadın hareketini konuşmanın gereksizliği”, “Kimlik siyasetlerinin sınıf çelişkilerinin üzerini örttüğü ve hala açıklayabilirlik değeri taşıyan tek yöntemin sınıf çözümlemesi olduğu”, “erkeklerin de kadınlar kadar özne olarak rol almadığı, özne-özne ilişkisinin gerçekleşmediği bir hareketin dışlayıcı olması itibariyle desteklenemezliği” gibi varsayımlar üzerine oturan siyasi bakışın temelinde feminizmin bir kimlik politikası olmasının eleştirisi bulunuyor. Fakat bu noktada bir kimlik siyaseti olarak feminizmin doğruluk düzeyinin tartışılmasından ziyade hayatı kategorik karşıtlıklar üzerinden algılama sorununun gündeme getirilmesi doğru gibi görünüyor. Çünkü bu kategorik düşünme keskinliği bir yandan her kimlik talebinin birbirine düşmanlıktan beslendiğini öne sürerken diğer yandan özgürlüğü yek bir projesi olan etkinlik hali olarak kurarak özgürleşmeci ideal ve pratiklerin kendi arasında çelişkili olduğu saptamasına yöneliyor. Neticede Feminizm, hiçbir özgürlük-eşitlik idealinin, temelindeki cinsiyetçiliği sorgulamadan ve katılımın eşit hareketinden faydalanmadan özgürleşemeyeceğini hatırlatan “anayol” (1) olarak makul özgürlük versiyonlarından da faydalanarak temeldeki çatlağı işaret ediyor.

Share Button