Sinemada Kadın Sesleri Yükseliyor

Melike Ölker

Gün geçmiyor ki Hollywood’un görkemli dünyasının ardındaki gerçekler gün yüzüne çıkmasın. Altın çağından bu yana süregelen bu gerçekleri cinsiyetçiliği, yaş ayrımcılığı gibi kadınların aleyhinde işleyen birçok durumla gösterebiliriz. Hatta göstermekle kalmayız, Amerika’da pek çok kurum tarafından yürütülen çalışmalarla, anketlerle, kanıtlarıyla sunabiliriz bunları. Hollywood’un yalnızca ekranda değil aynı zamanda kamera arkasında da yürüttüğü bu cinsiyetçilik rakamlara döküldüğü an Hollywood’un –aslında- oldukça başarısız olduğuna da işaret edecek. Bir sivil toplum organizasyonu olan American Civil Liberties Union, geçtiğimiz ay sinema sektörü içerisinde yaşanan bu cinsiyetçiliği vurgulayarak büyük şirketlerin kadın yönetmenlere iş imkânı tanımamasının arkasındaki nedeni incelemek adına soruşturma başlatacağını duyurdu. San Diego Devlet Üniversitesi‘ndeki Televizyon ve Filmlerde Kadın Çalışmaları Merkezi ise bu konuda bir araştırma yaptı. Araştırmaya göre 2014 yılının en çok kazandıran 100 filminin sadece yüzde 12’sinde başrolde kadın oyuncular yer alıyor. Bu rakamlar 2013 yılında yüzde 3’ün, 2002 yılında ise yüzde 4’ün altındaydı. Son 20 yılda en çok gişe yapan 2000 filmin ekibinde yer alan kişilerin ise sadece yüzde 22’si kadın olarak kayıtlara geçti.

streep-gyllenhaal-stewart-amargi

Tüm bu rakamların ve “Hollywood sorunsalının” yanında kadın oyuncular, yönetmenler kısacası sinema sektörünün içerisinde yer alan kadınlar kendilerini duyurmak adına seslerini daha da yükseltmeye başladılar. Keza yakın zamanlarda Kristen Stewart verdiği bir söyleşide Hollywood’un cinsiyetçiliği hakkında oldukça yerinde söylemlerde bulunmuştu. Başarılı oyuncu kadınların Hollywood’da adlarını duyurabilmek için çok daha fazla efor sarf etmeleri gerektiğini açıkladı. Kısa bir süre sonra ise bu tarz bir açıklama 50 yaşındaki bir adamın sevgilisini oynayamayacak kadar yaşlı olduğu gerekçe gösterilerek filmin kadrosuna kabul edilmeyen 37 yaşındaki oyuncu Maggie Gyllenhaal’den geldi. 40’ının üzerindeki erkek oyuncuların karşısında 20’lerindeki kadın oyuncuların olduğu filmler Hollywood’un varlığından beri hüküm sürüyor ve bu yaş ayrımcılığı kadınların belli bir yaşı geçtikten sonra sektör içerisindeki rollerini kısıtlıyor. Hollywood’un kadınlara karşı sürdürdüğü bu tavrı yok etmek için kadınlar, ortak bir çatı altında toplanarak ya da bizzat mücadele ederek sinema sektöründe varlıklarını idame ettirmeye çalışıyorlar. Bir süre önce Meryl Streep, kadın senaristleri desteklemek için oluşturulan The Writers Lab programına oldukça yüklü bir fon sağlamasıyla gündeme gelmişti. Bu konu üzerine destek sağlayan bir diğer isim olan Reese Witherspoon ise güçlü kadın karakterli filmler üretmek amacıyla Pasific Standard adlı bir yapım şirketinin kurucu ortaklarından biri oldu.
Televizyon ekranlarında ise işler biraz daha farklı yürüyor. Son yıllarda ismini sıkça duyduğumuz Shonda Rhimes bu sihirli kutuya inanılmaz işler yapıyor. İsmini ilk kez 2005 yılında yayın hayatına başlayan Grey’s Anatomy diziyle duyduğumuz yapımcı, yönetmen ve senarist Shonda Rhimes, 2012’de yayınlanmaya başlayan Scandal ile yerini sağlamlaştırdı. 2014 yılında başlayan How to Get away with Murder adlı bir dizinin yapımcılığını üstleniyor şimdi de. Rhimes’ın yapım şirketi ShondaLand tarafından yapımcılığı üstlenilen tüm bu dizilerin ortak özelliği kadın başrollü olması ve bir yapımcının aynı anda üç yapımının da müthiş bir reyting yakalamış olması. Üçü de aynı gün yayınlanan bu dizilerle Perşembe akşamları Amerika televizyonlarında üç saatlik bir Shonda Rhimes rüzgârı estiriyor adeta. Bu da onun televizyonun en güçlü isimlerinden biri olmasını sağlıyor. Bu dizilerde kasıp kavuran oyunculuklarıyla parlayan Kerry Washington (Scandal), Viola Davis (How to Get Away with Murder) ve Ellen Pompeo (Grey’s Anatomy) gibi oyuncuların da isminden bahsetmeden geçmemek gerek.

shonda-rhimes-kerry-washington-amargi

Hollywood’un bu durumu aşikâr olmasına aşikâr da Türkiye’de durum nedir derseniz benim bunu yazmaya elim varır mı bilmiyorum açıkçası. Aslında küçücük bir araştırmayla hemen gözler önüne serebileceğimiz bir durumla karşı karşıyayız Türkiye Sineması için. “Box Office Türkiye” adlı siteden topladığım bilgilere göre 2005 yılından bu yana en çok gişe yapan filmlere baktığımız zaman bizdeki oranların sıfırın altında kalma olasılığı bile çok yüksek. Yine de rakamları, isimleri ve durumun vahametini görmeniz için şöyle minik bir liste yapmak istiyorum sizlere. Umarım bu liste çok yakın zamanlarda güzel şeylere vesile olabilecek şekilde çok daha profesyonel ve derin bir araştırmayla da yapılabilir:

 

2005 Hababam Sınıfı Askerde
yönetmen: Ferdi Eğilmez – senaryo: Kemal Kenan Ergen),
Toplam Seyirci: 11.461.246
2006 Kurtlar Vadisi: Irak
(yönetmen: Serdar Akar – senaryo: Raci Şaşmaz/Bahadır Özdener),
Toplam Seyirci: 18.066.487
2007 Beyaz Melek
(yönetmen: Mahsun Kırmızıgül – senaryo: Mahsun Kırmızıgül),
Toplam Seyirci: 12.144.256
2008 Recep İvedik
(yönetmen: Togan Gökbakar – senaryo: Şahan Gökbakar),
Toplam Seyirci: 22.882.355
2009 Recep İvedik 2
(yönetmen: Togan Gökbakar – senaryo: Şahan Gökbakar),
Toplam Seyirci: 18.850.366
2010 New York’ta Beş Minare,
(yönetmen: MahsKırmızıgül– senaryo: Mahsun Kırmızıgül),
Toplam Seyirci: 22.185.976
2011 Eyvah Eyvah 2
(yönetmen: Hakan Algül – senaryo: Ata Demirer),
Toplam Seyirci: 21.226.563
2012 Fetih 1453
(yönetmen: Faruk Aksoy – senaryo: Atilla Engin),
Toplam Seyirci: 20.857.220
2013 Düğün Dernek
(yönetmen: Selçuk Aydemir – senaryo: Selçuk Aydemir),
Toplam Seyirci: 29.042.078
2014 Recep İvedik 4
(yönetmen: Togan Gökbakar – senaryo: Şahan Gökbakar),
Toplam Seyirci: 35.781.568
Share Button