Ahlem Behadj’la Söyleşi

Pınar Selek

17–18–19 Kasım tarihlerinde Tunus’ta, Tunuslu Demokrat Kadınlar Derneği (ATFD) “Kadının Cinsel ve Bedensel Hakları” konulu bir konferans düzenledi. Pınar İlkkaracan, Liz Amado ve benimle birlikte Türkiye’den üç delegenin, Lübnan, Cezayir, Fas ve Mısır’dan kadın hareketi temsilcileri ve akademisyenlerin bir araya geldiği konferans, sadece Tunus’ta değil, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki Müslüman kamuoyunun önünde, ilk defa, cinselliği, kadın bedenini ve cinsel hakları tartışmaya açtı.
Tunus’ta hiçbir girişimin, miting, basın açıklaması, konferans, panel ya da söyleşi düzenlemesine üç yıldır izin verilmediğini biliyor musunuz? Biz bilmiyorduk. Tunus’a gelir gelmez, uyarılar başladı: “Sorulara yanıt vermeyin…”, “Otel odasında hiçbir evrak, yazılı materyal bırakmayın.” Önce Filistinli Nadira Kevorkin’in, İsrail otoritelerinin koyduğu engel nedeniyle gelemeyeceği duyuldu. Sonra Mısır’dan ve Sudan’dan gelecek olanlara Tunus hükümeti tarafından vize verilmediği öğrenildi. Tabii toplantıya bölgenin politik atmosferi yansıyordu. Üstelik bu ortamda, kadınlar, başka bir politika yapmaya başlıyordu: Duvarlar “Cinsellik politiktir” yazan afişlerle doluydu.

Cinsellik politikalarının, hukuksal, ekonomik, sosyal boyutlarıyla oldukça kapsamlı bir biçimde ele alındığı ve mücadele deneyimlerinin paylaşıldığı konferansta, cinselliğin, aile ve evlilik sınırlarına sıkıştırılmasıyla, kadının kontrol altında tutulduğu söylendi. Toplumsal hiyerarşideki farklı konumları nedeniyle farklı sorunlar yaşayan kadınlar gündemleştirildi. Cinsellikle ilgili, her kadının ayrı deneyimleri vardı ama tüm yollar birbirine çıkıyordu.

Konferans hazırlıklarından itibaren ATFD’li kadınlarla birlikteydim. Onların arasındayken, her koşulda yol alınabileceğini bir kez daha gördüm. Bir kez daha, diyorum çünkü biz de aynı şeyi yapıyoruz Türkiye’de. Şarkılarla konferans hazırlıkları yapılan ATFD bürosunda kendimi Amargi’de hissettim. Konuşma tarzları, meslekler, deneyimler, hayaller bu kadar benzer… Bir de Ahlem’i tanımalısınız. Görseniz tanırsınız. Gözleri delice bakıyor. Çok sağlam bakıyor. ATFD’nin kurucusu ve aktif üyesi Ahlem Belhadj’la konuştum. Türkiyeli kadınlarla tanışsın diye…

Tunus’ta bir cinsellik toplantısı yapıldı. Bunun, Tunus için nasıl bir anlamı var?
Bu seminer sessizliğin yırtılması anlamına geliyor. Evet, ilk defa, cinselliği açık açık tartışabildik. Hatta Tunuslu feministler içinde ilk defa bu kadar açıktan tartışılabildi bu konu. Uzun süredir cinsellik politikası yapan ve kendi içinde çeşitli tartışmalar yürüten ATFD bile bazı konuları bu kadar rahat konuşma ortamı buldu. Toplantıya uluslararası bir katılımın olması ise çok zenginleştiriciydi. Ortaklıklarını ve farklılıklarını görmek, insanın her şeye daha bütünlüklü bakmasını sağlıyor.

Kadın hareketi için?

Kadın hareketi 70’li yılların sonunda kendi bağımsız çizgisini yaratmaya başladı. Tunus’ta feminizm, politik hareket olarak son yirmi beş senedir gelişiyor. Ama cinsellik pek konuşulmuyor. 1981 yılında Mağrip ülkeleri arasında düzenlenen bir kadın toplantısında feministler ilk defa bu konuda bir tartışma başlatmışlardı. Ama bu tartışmayı derinleştiremedik. Seks işçilerini filan konuştuk ama cinsel haklar ve cinsellik konusunda fazla ileri gidemedik. Bu toplantı, bizi bir adım daha ileri götürdü.

Neden cinsellik?

Biz Tunus’ta cinsellik üzerine çalışıyoruz. Ve yakından görüyoruz ki birçok iktidar mekanizması yoğun olarak cinsellik üzerinden işliyor ve çeşitli kutsallıklarla, ayıplarla, utançlarla örtülüyor. Tunus’ta biz bir araştırma yaptık. Kadınların öncelikli sorunlarıyla ilgili. Yüzde doksanın üzerinde kadın cinsellik alanında sorun yaşıyor. Büyük bir kısmı orgazm olamıyor. Şiddete uğrayanlar, dışlananlar, özgürlükleri sınırlananlar ve kendilerini kısıtlayanlar var. Kadınlar, bizden, öncelikle bu konuyu gündemleştirmemizi istediler. Bir de gençler var tabii… Onlar bu konunun tartışılmasına çok ihtiyaç duyuyorlar. Çünkü değişen yaşamları ve toplumsal değerler arasında sıkışıyorlar, kafaları karışıyor. ATFD’nin çevresindeki genç kadınlar bu yüzden çok çalıştılar konferans için. Diğer yandan dünyada gelişen yeni muhafazakârlık ve dini akımların yarattığı kuşatma bizi acil olarak cinsellik konusunda açık politika yürütmeye itiyor.

Zorluklar oldu mu?

Olmaz mı? Oldu tabii. Tunus’ta üç yıldır hiçbir sivil toplum örgütü etkinlik düzenleyemiyor. Genel olarak da yoğun bir baskı altındayız. Tabii ülkemiz laiklik ve çağdaşlık gösterisi yaptığından her zaman çok açık bir şiddet uygulamıyor. Sadece izin vermiyor, hareket şansı bırakmıyor, takip ediyor, sıkıştırıyor… “Sadece…” diyorum ya bu yüzden Tunus’ta üç yıldır yaprak kıpırdamıyor. Ama biz kararlıydık. Yaprakları, dalları kıpırdatacaktık. Hem de cinsellik konusunda. Uzun zaman uğraştık, Kadın Bakanlığıyla, bu alanda çalışan ve kadın hakları konusunda iddialı geçinen çeşitli kamu kuruluşuyla görüştük, mümkün olduğu kadar onlarla ortaklaşmaya çalıştık. Cinsel şiddet alanında çalışan ve kadınların sürekli başvurduğu bir kadın örgütüyüz. Beslenmeye ihtiyacımız var, çok iş yapıyoruz diyerek kendimizi karşı konulmaz bir noktaya getirdik. Sonunda bir konferans düzenlemek istediğimizi açıkladık. Önce “Biz size yer temin ederiz” dediler ama son dakikada desteklerini çektiler. Şehir merkezinde bir tek yer bulamadık. Kimse konferans, seminer, panel ve söyleşi için yer vermiyordu. Sonunda şehir dışında bu turistik oteli bulduk ama bu sefer de maddi sorunlarla karşılaştık. Bu problemi Türkiye’den Kadının İnsan Halkları Projesi ile ortaklaşarak çözdük. Toplantı günü gelene kadar “son anda iptal edilecek” diyorduk. Bir yıl önce Mediko’nun düzenlediği bir toplantıya yaptıkları gibi, barikatla, girişimizi engelleyeceklerini düşünüyorduk. Mısır ve Sudan’dan toplantı adına davet ettiğimiz kişilere vize verilmeyince gerginliğimiz iyice arttı. Filistinli arkadaşımız da İsrail zulmü yüzünden sınırları aşamadı. İşte toplantımızı bu şartlarda yaptık. Ve başardık. Şehir dışında yapılmasına rağmen toplantıya yoğun bir katılım oldu….

Neler tartışıldı? En çok hangi konular üzerinde duruldu?

Cinsellik konusu bulanıktı. Bu konuya ilişkin tanımlara ihtiyacımız vardı. Tarihsel, sosyal süreçler nedeniyle farklı deneyimler ve farklı bakış açıları var. İnsan hakları açısından ve feminizm açısından tartışmak lazım. Biz ikisini birleştirmeye çalıştık. Bence bir adım attık bu konuda. Toplantıda ayrıca, sosyal, kültürel, hukuki alanlarda yaşanan zorluklar tartışıldı ve ortak hedefler geliştirildi. Genelde üremeye ve aileye bağlı kılınan cinsellik, insanın özgürce yaşayacağı bir zevk alanı olarak ele alındı. Bu çok önemli. Sosyal hiyerarşideki konumu nedeniyle özel sorunlar yaşayanları konuştuk. Seks işçiliği üzerine ilk defa bu kadar yoğun ve açık tartışıldı. Ama en ileri adım eşcinsellik konusunda oldu. Lezbiyen kadınların varlığı ve görünmezliği üzerine bence ilk tartışmaydı Tunus’ta.

Sonucu?

Biz dünyayı, yaşamlarımızı değiştirmek için bunca tartışmayı yürüttük… Sonuç olarak da ortak bir strateji çıkardık. Tabii bundan da önemlisi Tunus’ta cinsellik konusunda bir tartışma başlattık. Bir yol açtık. Henüz tüm cevaplar yok ama bu kadar çok soru ilk defa ortaya döküldü… Onlar kendi cevaplarını ararken daha çok yol açılır.

Uluslararası bir katılıma neden ihtiyaç duydunuz?

Uluslararası katılım çok uzak kültürlerden değildi. Ağırlıklı olarak Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinden kadınlar, hem benzer hem de farklı deneyimleriyle bize güç verdiler. Bu tartışmaya daha yeni başlıyoruz ve birbirimize tutunmaya ihtiyacımız var.

Toplantıyı örgütlerken uluslararası bir dayanışma yaşadınız mı?

Biz Tunus’ta cinsellik konulu bir toplantı örgütleme cesaretini uluslararası dayanışma sayesinde kazandık. ATFD, Coalition for Sexual and Bodily Rights in Muslim Society’nin (Müslüman Toplumlarda Cinsel ve Bedensel Haklar Koalisyonu) aktif üyesi. Lübnan’dan, Filistin’den, Cezayir’den, Türkiye’den, Sudan’dan ve daha pek çok ülkede mücadele veren kadın örgütleri olarak ciddi bir dayanışma ve paylaşım içindeyiz. Biz kafamızdaki bu cinsellik toplantısı meselesini ilk defa Koalisyonla konuştuk. Deneyimler paylaşıldı, olanaklar ortaya döküldü ve biz bu işe giriştik. Tabii en büyük desteği, yine Koalisyonun kurucu üyesi olan KİHP, toplantının maddi giderlerinin önemli bir kısmını üstlenerek verdi. Bu dayanışma olmasaydı çok daha fazla zorlanırdık.

Türkiyeli bir örgütle ortaklaşmanın özel bir anlamı var mı?

Var tabii. Tunus’ta Türkiye’ye yönelik hep bir ilgi var. Burgiba, kendini hep Atatürk’le özdeşleştirirdi. Tunus’taki çeşitli değişim süreçleri de Türkiye’den etkilenerek gelişti. Aynı değil ama en azından Türkiye’ye karşı bu sempatinin rahatlığıyla, biz de, Kadın Hareketi içindeki gelişmeleri hep örnek gösteriyoruz. Özellikle hukuksal mücadelede Türkiye’deki deneyimler çok önemli… Bir yandan yakınlıklar da var. Feministlerin tutumları, arayışları birbirine çok paralel. Biz bu yakınlığı derinleştirmeye çalışıyoruz.

Müslüman Toplumlarda Cinsel ve Bedensel Haklar Koalisyonunu kurucuları arasındasınız. Bu koalisyonu kurmaya nasıl karar verdiniz?

Çeşitli vesilelerle görmüştük ki Müslüman toplumlardaki kadınların gerçeklikleri arasında büyük benzerlikler var. Kadına yönelik her türlü politika, uluslararası ittifakla geliştirilirken, biz kadınlar, kendi ortaklıklarımızı geliştirmiyoruz. Bunu gördük. Patriyarka, global ölçekte çalışıyor. Uluslararası güçler, kadına yönelik kararları birlikte alıyor. Buna direnmeye ihtiyacımız var. Biz de bu ihtiyacı fark edince yüzümüzü birbirimize çevirdik.

Koalisyon çalışmaları nasıl başladı?

Önce deneyim alışverişi yaptık aramızda. Fark ettik ki birbirimize baktıkça kendimizi görüyoruz ve güçleniyoruz. Birbirimizi tanıdıkça küçük işler yapmaya başladık. Sonra yaptıklarımız birikti birikti ve bir çatıya ihtiyaç duydu. İstanbul’da bu çatıyı kurduk.

KİHP tarafından örgütlenen İstanbul toplantısı, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’nın çeşitli ülkelerinden toplam 19 katılımcıyla gerçekleşti. Toplantıdan ortaklaşma kararı çıktı. Önce bir mail grubu oluşturduk. Sonra çeşitli ülkelerde çıkan sorunlar karşısında dayanışma geliştirmeye başladık. Bir baktık ki çatımız sağlamlaşmış.

5 yılda ne tür çalışmalar yaptınız?

Öncelikle sürekli bir paylaşım yaşadık. Düşünsel birikimlerimiz ve politik deneyimlerimizi paylaşmak, kendi ülkesinde mücadele eden tüm örgütleri çok etkiledi. Hepimiz koalisyonla birlikte değiştik ve radikalleştik. Libya için, Mısır için kampanyalar yürüttük. Lübnan saldırısına ilişkin uluslararası bir kampanya düzenledik. Zamanla Koalisyonumuz Güneydoğu Asya’ya da yayıldı. Şimdi, birbiriyle ilişkisi olan iki ayrı grup şeklinde çalışıyoruz. Güneydoğu Asya grubu ve Kuzey Afrika-Ortadoğu grubu. BM’de ağırlık koyabiliyor, uluslararası ölçekte kendimizi gösterebiliyoruz. Daha önce gözümüzde büyüyen pek çok iş artık daha kolay görünüyor.

Zorluklar yok mu?

Koalisyon geliştikçe yeni sorunlarla karşılaşıyor. İlk aşamada daha dardık ve az çok birbirimize yakındık. Ama yeni katılımlarla birlikte farklı gerçekliklerle, deneyimlerle, bakış açılarıyla karşılaşıyoruz. Örneğin bazıları daha dinsel argümanlar kullanmak zorunda kalıyorlar kendi ülkelerinde. Bunları tartışıp ortak bir deneyime dönüştüremedik. En önemlisi de farklı feminist yaklaşımlarımız üzerine yeterince derinleşemedik. Daha çok tartışmamız lazım. Tabii bunların da etkisiyle koalisyonun en acil çözmesi gereken, örgütsel sorunlarıdır.
KİHP çok çaba harcıyor. Henüz ortak bir iradeleşme oluşmadı. Duyarlılık geliştikçe daha çok katılım olacak. Yakında örgütsel sorunlarımızı tartışacağımız bir toplantı yapacağız.

Bu süreç sizi, örgütünüzü, Tunus’taki çalışmalarınız nasıl etkiledi?

Ben koalisyonla çok güçlendim. Daha önce tek başına yürüttüğüm bir araştırma vardı. Koalisyonla birlikte bunu paylaştım ve çok geliştirdim; bir sürü malzeme topladım. Bu sayede kendi örgütümle paylaşma cesareti topladım. Bu bana çok iyi geldi. Koalisyon çalışmalarına ATFD’den pek çok arkadaş katıldı. Böylece kişiler değil, örgüt olarak, hep birlikte geliştik. Tabii hatırlıyorum, ilk başta ben anlattığımda, kimse ilgilenmemişti. Üsteleyince insanlar ilgi gösterdiler çünkü ihtiyacımız vardı bu koalisyona. Ve faydasını gördükçe hep birlikte sarıldık… ATFD’de cinsellik konusunda uluslararası perspektiflerle beslenerek tartışıyor ve kendi sözümüzü daha güçlü kuruyoruz.

Önümüzdeki dönem sizi hangi çalışmalar bekliyor?

Her zamanki gibi yoğun olacak… Bir süredir, eşitlik eksenli kampanyalar yürütüyoruz. Mirasta eşit haklar üzerine verdiğimiz mücadeleden bazı sonuçlar aldık, devam ediyoruz. Diğer yandan, feminist mücadelenin genel demokratik mücadelenin bir parçası olduğunu düşündüğümüz için, Tunus’ta demokratik gelişim için de çaba harcayacağız. Ayrıca işsizlik, yoksulluk gibi konuları daha fazla gündemleştireceğiz. Toplumsal hiyerarşideki konumlarından dolayı farklı sorunlar yaşayan kadınların sorunlarına daha çok sahip çıkacağız. Tabii bir yandan da şiddet mağduru kadınlara danışmanlık hizmeti veriyoruz. Bu işi öteleyemiyoruz. Büyük bir enerjimizi alıyor ama buradan öğrendiklerimiz, kazandığımız deneyimler, politik mücadele için gücümüzü arttırıyor.

Cinsellik konunda bir planınız var mı?

Cinsel haklara dair, şimdiye kadar bir kampanya yürütmedik Hatta diyebilirim ki Tunus’ta şimdiye kadar bu konuda bir kampanya yürütülmedi. Yaptığımız “Cinsel ve Bedensel Haklar” konferansı başlangıç oldu. Bunun tartışmaları kadın hareketi içinde uzun süre devam eder. Biz bu tartışmaların derinleşmesini istiyoruz ve bunun için elimizden gelen katkıyı sunacağız.

Bir yandan da uluslararası çalışacaksınız…

Öncelikle “Müslüman Toplumlarda Cinsel ve Bedensel Haklar” Koalisyonumuzun toplantısı olacak önümüzdeki aylarda. Oradaki örgütsel güçlenme için çaba harcayacağız. Biz başka birliklerde de yer alıyoruz. Mağripli oluşumlar içindeyiz, Arap Kadınlar Birliği, Arap NGO’lar Birliği gibi yapılarda yer alıyoruz. Sosyal Forum’un kurucusuyuz ve içinde çok aktifiz. Ayrıca uluslararası pek çok platformun içinde yer alıyoruz ve buralarda son derece aktif olmaya çalışıyoruz. Daha önce söylediğim gibi, gittikçe güçlenen iktidar sistemi hep uluslararası hareket ediyor, bizim de özgürlüğü dünya çapında savunmamız lazım. Biz bu yaklaşımdayız. Yani elimiz nereye uzanırsa, eller arıyoruz…

Hangi zorlukları öngörüyorsunuz?

Tunus’ta feminist mücadele gerçekten özel bir durumda. Devlet, kadın üzerinden politika yapıyor. Vitrinini “modern kadın imajı” ile süslüyor. Kendisini kadın özgürlüğünü sağlayan tek dinamik olarak görüyor. Evet, bir yandan ilerici yasalar var ama çok yetersiz. En önemlisi de devletin ağırlığı altında, sosyal hesaplaşma hemen hemen yok. Devlet diyor ki : “Hak olursa ben veririm… Bu sizin işiniz değil.” İnsanlar da buna uygun davranıyorlar. Toplumsal irade çok zayıf. Bu durum, bir kadın örgütü olarak bizi çok zorluyor ve oldukça öne çıkarıyor. Evet, bağımsız feministler, Tunus’ta devletle en çok karşı karşıya gelen kesimlerden biri. Devlet, kadın adına kendini vitrinde tutuyor, biz ise görünmüyoruz. Medya bizden bahsetmiyor, hiçbir yerde etkinlik yapamıyoruz. Düşünün, hiçbir sivil örgüt üç yıldan beri hiçbir toplantı düzenleyemedi. Konferansımız bir ilk oldu. Zorluklarımız çok… Tabii bir de cinsellik hiç konuşulmuyor. Bunun yolunu açacak olan da biziz.

AYAK : Müslüman Toplumlarda Cinsel ve Bedensel Haklar Koalisyonu

2001 yılında Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgelerinde bir insan hakkı olarak cinsel ve bedensel hakları savunan ve bu konuda aktif olarak çalışan örgütler, aktivistler ve akademisyenler tarafından bir dayanışma ağı kuruldu. 2004 yılında Güney ve Güneydoğu Asya’da aynı konuda çalışan örgütlerin de katılımı ile iki bölgede paralel çalışmalar yürütmeye başlayan dayanışma ağı şu anda Lübnan, Ürdün, Fas, Tunus, Cezayir, Türkiye, Mısır, Yemen, Filistin, Pakistan, Endonezya, Malezya, Filipinler ve Bangladeş’ten 50’nin üzerinde örgütten oluşan bir Koalisyon olarak tanınıyor.

Müslüman Toplumlarda Cinsel ve Bedensel Haklar Koalisyonu cinsel, bedensel ve doğurganlık haklarının herkes için temel insan hakkı olduğunu ve herkesin, ayrımcılığa maruz kalmadan cinselliği, bedeni ve doğurganlığı üzerinde özgür bir şekilde karar verebileceğini savunuyor.

Cinsellik, cinsel haklar üzerine çeşitli konularda toplantılar; seminerler ve atölye çalışmaları düzenleyen, yayınlar ve araştırmalar yapan, ulusal alanda cinsel haklar için yapılan kampanya, çalışma ve eylemlere destek olan, cinsel haklar konusunda yasal reformlara önayak olmaya çalışan Koalisyon, BM nezdinde cinsel, bedensel ve doğurganlık hakları için savunucuk yapıyor.

Share Button