Mısır’da Feminizmin Yolu

Seda Altuğ

Ocak ayında Boğaziçi Üniversitesi’nin düzenlediği Hrant Dink İnsan Hakları ve İfade Özgürlüğü Konferansında konuşmak üzere İstanbul’a gelen Rabab El-Mahdi ile Mısır’daki devrim sürecinin kadın hareketi ve feminizm üzerindeki etkisi hakkında konuştuk. El-Mahdi, Kahire Amerikan Üniversitesinde ders veriyor ve Demokrasi İçin Kadınlar grubu üyesi.

Batı medyasında Arap Baharı olarak adlandırılan sürecin kadınlar ve kadın hareket için de için bir “bahar” olduğunu iddia edebilir miyiz?

Bence bu süreç her toplumsal kesim için farklı şekillerde de olsa da bir bahardı. Ben feminizmi belli bir şekilde tarif etmemiz gerektiğine inananlardan değilim. Kadın hareketine beyaz liberal bir şekilde yaklaşmıyorum. Sanki belli bir gündeminiz olup da belli şeyleri yaparsanız feminist olursunuz. Mısır’da ve Arap dünyasının geri kalanında kadınlar kendileri içn önemli gördükleri konularda mücadeleye aktif olarak katıldılar. Başka bağlamlarda bu meseleler feminist olarak görülmeyebilir. Ama onlar için bu mücadele onların mücadeleleri. Benim için de feminizm kadınların kendi geleceklerini belirleme hakkını kendi ellerine almaları, kendilerini etkileyen ve kendilerinin elzem gördükleri konulara dair mücadele etmeleridir.

Mısır’daki feminist hareketle ilgili makalenizde feminist hareket ve kadın hareketi arasındaki ayrımın çok net olmadığını iddia ediyorsunuz. Devrimden sonra sizce bu iki hareket arasındaki ilişki nasıl bir şekil aldı?

Bence devrim, kadınların mücadelelerinde hangi noktaları öne çıkarmaları gerektiğini daha net bir şekilde tanımlamalarına yardımcı oldu. Ayrıca, hem kadın hem Mısırlı olarak birlikte mücadele edebilmelerinin yolunu açtı. Hem işçi hem kadın, hem anne hem aktivist gibi ikili kimliklerin oluşabilmesinin önünü açtı. Bence bu feminizmin ve kadın hareketlerinin ne olduğunu yeniden tanımladı. Kadın hareketlerinin diyorum, çünkü bence bu devrimden sonra birçok farklı kadın hareketi ortaya çıkacak. Bence tüm bu hareketler yeniden tarif ediliyor.

İkili kimlik derken, örneğin, Mahalla grevindeki kadın işçilerin “kadınlar burada, erkekler nerede” gibi sloganlarda kendini gösteren ikili veya üçlü aidiyetlerinden mi bahsediyorsunuz?

Tamamen bundan bahsediyorum. Ayrıca kadınların bu grev sürecindeki kadın-merkezli talepleri, örneğin işçilerin çocuklarını bırakabilecekleri bir kreş talebi gibi talepler, kadınlar sayesinde işçi hareketinin taleplerinden biri haline geldi ki bunlar bence gayet feminist taleplerdir. Aynı zamanda kadınların demokrasi yanlısı hareket veya anti-emperyalist hareket içinde hem kadın olarak hem de diğer davanın bir parçası olarak varolduğunu görüyoruz.

Mısır’da bağımsız bir kadın hareketi olmadığını iddia edebilir miyiz? Kadn hareketi daha büyük siyasi hareketlerin ve projelerin bir parçası mıdır hep?

Hayır, öyle değil, Mısır’da kadın hakları için çalışan STK’lar var. Bu STK’lar halen geçen yüzyılda Avrupa’da veya ABD’de olduğu gibi bir feminist hareket inşa edebileceklerini düşünüyorlar. Bence bu çok üzücü bir durum. Tam da bu yüzden zaten toplumdan çok izoleler. Bu kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar günü için yaptıkları çağrıya sadece 200 kadının katılması ve bu günün tam bir fiyaskoya dönüşmesi bir tesadüf değildir. Buna karşın, geçen hafta bir kadın göstericinin polis tarafından dövülmesi sonrasında bu kadının resminin her yere asıldı ve sıradan Mısırlı kadınların düzenlediği bir protesto yürüyüşüne onbinlerce kadın katıldı.

Nadja al-Ali Mısır’daki feminist hareketle ilgili kitabında Mısırlı feministlerin ilk günden itibaren feminizmin batıdan ithal edilmiş ve Mısır toplumuna yabancı bir düşünce olup olmadığını tartıştığını iddia ediyor. Sizin de Mısırlı feministlere ilişkin eleştiriniz bu şekilde mi? Bu kadınların fazla kadın-merkezci mi olduklarını mı düşünüyorsunuz?

Bu kadınlar feminizmi halen çok indirgemeci liberal beyaz bir şekilde tanımlıyorlar. Ve aynı kadınlar Nadja al-Ali’nin bahsettiği otantiklik tartışmasını halen kendi küçük grupları içinde yapıyorlar.

Bu gruplar feminizmi nasıl tanımlıyorlar? Feminizmi diğer büyük siyasi projelerden ayrı bir hareket olarak mı görüyorlar?

Sadece ayrı olarak görmüyorlar, aynı zamanda çok ayrı gündemleri var, mesela kadın haklarıyla ilgili ya da beden politikasıyla ilgili. Ya da toplumsal cinsiyet merkezli bir bakışları var dünyaya karşı. Farklı kadınlar arasındaki sınıfsal ve coğrafi farklılıkları göz önüne almıyorlar. Evrensel kızkardeşlik teması halen söylemlerine hakim.

Bu kadınlar feminist hareket içindeki yeni gelişmeleri ve yazını takip etmiyorlar mı peki?

Yeni yazın hakkında bilgileri olabilir, ama bu gelişmelerin hayatla bağını kurmak, hayata geçirmek konusunda yetersizler.

Son sorum ise devlet ve Mısır’daki kadın hareketi arasındaki ilişkiye dair. Bizim bildiğimiz kadarıyla Mısır’daki kadın hareketinin devletle ilişkisi hep biraz limoni olmuş. Bu tespite katılıyor musunuz?

Tam olarak öyle değil aslında. Biliyorsunuz Mervat Hatim’in önerdiği feminizm bir tür devlet feminizmi. Buna göre “modernleşme projesi”nin bir parçası olarak kadınlara hakları verilmelidir. Bu bakış açısı aslında kadın haklarının toplumsal itibarını düşürmekte. Mesela, şu anda aile kanunuyla ilgili birçok maddenin tersine çevrilmesi gerektiği tartışılıyor, çünkü birçok kişinin gözünde bu haklar, diktatörün karısı tarafından kadınlara bahşedilen haklar. Bu da durumu çok çetrefilleştiriyor, çünkü bir yandan kadın haklarının kazanımı için mücadele ediyorsunuz, ama öte yandan da biliyorsunuz ki bu haklar demokratik olmayan bir rejim tarafından kadınlara verildi. Bence bu meselenin çözümü kadınların kendilerinin bu kazanımların muhafaza edilmesi için mücadele etmeleri ve zaten olan da budur.

Sizce bu son kitlesel kalkışmanın kadınlar üzerindeki etkisi erkekler ya da başka toplumsal gruplar üzerindeki etkisiyle aynı mı?

Bu devrimin etkisinin zaman kadınlar üzerindeki etkisinin hiçbir zaman diğer toplumsal gruplar üzerindeki etkisiyle aynı olduğunu söyleyemem. Ama kadınların tümünü de aynı şekilde etkilediğini de iddia edemem. Bahsettiğim gibi farklı kadınlar farklı şekillerde etkilendi. Oğulları ya da diğer aile üyeleri askerle çatışan kadınların kendisi, örneğin, “Askeri Yargılamalara Hayır” hareketinin başını çekmekte. Yani, bu kadınlar bu şekilde etkilendi. Ama örneğin enformel sektörde çalışan kadın işçiler iktisadi durgunluktan olumsuz bir şekilde etkilendiler, ki bu kadınlar iktisadi sorunları devrimle özdeşleştirmeye devam ediyorlar. Ya da kendimi de içinde gördüğüm burjuva kadınlar devrimin adeta bir ikonu olarak addedilmekte. Yani, bu devrimden farklı kadınlar farklı şekillerde etkilendiler, farklı erkekler farklı şekillerde etkilendiler. Ama bu devrimin kadınlar için güçlendirici bir etkisi olduğunu iddia etmek için henüz erken. Bence bu devrim farklı kadın ve erkek grupları için kendi geleceklerini tayin edebilmelerini mümkün kılacak bir alanı açtı.

Share Button