Şafak Pavey’le Söyleşi

Ezgi Sarıtaş – Lütfiye Kelleci Birer

Devlet Engelli Çalıştırmayı Yasalaştırdı ama Kurumları Yasayı İhlal Ediyor

Şafak Pavey, CHP İstanbul milletvekili. Meclis açılışında protezli bacağıyla etek giymesini kendisinden başka herkes sorun etti, ama o, bu durumu bir engelli hakları problemi haline getirerek, meclis binasının engellileri engellemeyecek biçimde düzenlenmesi gerektiğini söyledi.

Pavey’le engellilere ilişkin politikalar hakkında konuştuk…

Türkiye’de engellilik ve kadın meseleleri daha çok aile çerçevesinde ve diğer sosyal politikaların yanı sıra ele alınıyor. Türkiye’nin engellilik ve kadın alanındaki politikaları hakkında ne düşünüyorsunuz?

Aslında, sorun doğru ele alındığı sürece bence hangi başlık altında ele alındığının gerçekten bir önemi yok. Ama doğru olarak ele alınmadığı düşüncesindeyim. Buna en iyi örnek olarak kendimi vermek isterim.Üniversite hastanelerinde ve yurtdışındaki hastanelerde yüzde 98 olarak tespit edilen sakatlığım, AKP hükümetinin ek yasa ve yönetmelikleri uyarınca yüzde 75’e düşürüldü. Ama ne olmayan kolum ne de olmayan bacağım uzamıştı. Sekiz yıl boyunca kendimin gerçekten sakat olduğunu hükümete ispat etmek için çırpındım. Engelli uçak bileti alamadım, engelli aracı alamadım. Engelli park hakkı kazanamadım. Engelliler için gösterişten ibaret çıkarılmış hiçbir hakkın kazananı olamadım.

Çünkü engelli durumunuzu bilimsel verilerle değil, hükümetin yetki verdiği ve ne kadar az engellilik raporu verirse o kadar taltif ettiği devlet hastaneleri tembihli hekimleri tespit ediyor. Bu durumda engellilere yönelik olduğu iddia edilen bütün reformlar göz boyamak için yapılıyor demektir. Hem hakkaniyetli görüneceksiniz hem de el altından kazanımları sınırlayacaksınız. Siyasi kurnazlığın engelli politikasındaki yansıması bu. Gördüğünüz gibi hangi başlıkta ele aldığınızın bir ehemmiyeti kalmıyor.

Seçim döneminde CHP’nin engelsiz insan projesi açıklandı. Eğitim, istihdam gibi alanlarda engelli kadınlar engelli erkeklere oranla daha çok sorun yaşıyorlar. Kadına yönelik şiddeti en yoğun biçimiyle yaşayan gruplardan birisi de engelli kadınlar. ‘Engelsiz kadın’ ayrıca ele alınması gereken bir proje mi?

Sosyal değerleri ırklara, cinslere, kültürlere göre ayrıştırarak toplum kabulüne sunarsak, kanadı kırık bir kuş kadar ulaşabilir. Engellileri başlı başına bir proje gibi ayrıştırmak, zaten üstünde yürüdüğümüz önyargılarla, aşağılamakla, acımakla, görmezden gelmekle döşenmiş patikayı daha da sarplaştırmaktan öteye gitmez. Bir kez daha tekrarlamak istiyorum ki, bir projenin hedef kitlesi sokakta olan her türlü farklılık tarafından kabul görmezse başarılı olması imkânsızdır. Başarmak için ayrıştırmadan hayatın içinde olanlarla uyumlu hale getirmek zorundayız. Bu nedenle bana göre engelli kadınları ‘engelsiz kadın’ projesi altında ele alsak da sonuç almak açısından her zaman verimli olmayabilir. Ancak engelli kadınların sorunlarına da özel yaklaşımlar hazırlamak toplumun dikkatini çekmek açısından önemlidir.

Engelli kadınların çifte dezavantajlı durumu beraberinde birçok hak ihlalini getiriyor. Sizce engelli kadınlara yönelik ne gibi politikalar geliştirilmeli ve nasıl bir yaklaşım benimsenmeli?

Kuşkusuz engelli kadın diğerlerinden kat be kat daha fazla ayrımcılığa uğramakta… Kadın olduğu için, engelli olduğu için, engelli kadın olduğu için… Dünyada yapılan araştırmalar kapalı toplumların engellilere çok daha yoğun ayrımcılık yaptığını gösteriyor. Bir toplumun kapalılık ekseninin genel olarak kadının durumu ile ölçüldüğünü hatırlarsak, ilk yapmamız gereken işin, toplumsal bakışta özgürlüğü yaygınlaştırmak olduğunu anlayabiliriz. Beyindeki özgürlük toplumsal algılarda devrimler yaratacaktır.

Her zaman söylüyorum. Bir şehri engelliler için kolaylaştırsanız yaşlılar, hamileler, çocuklar, bir başka deyişle herkes için kolaylaştırmış olursunuz. Aynı şekilde toplumsal bakışı engelli kadınlar için özgürleştirirseniz, baskı altındaki genç kızlar, boşanmış kadınlar, çalışan kadınlar, yaşlı kadınlar, bir başka deyişle bütün kadınlar için özgürleştirmiş olursunuz.

Engelli kadının engelinden önce yeteneklerine bakmayı öğrenmemiz gerekiyor. Engelli kadınının engelinden önce mevcut kabiliyetleri ile hangi alanda eğitilebileceğine, kendi ayaklarının üstünde durması için hangi yolları açacağımıza bakmayı öğrenmemiz gerekiyor. Bu bakışı toplumsal olarak yaygınlaştırdığımızda aradığımız reformun temel taşını bulmuş olacağımıza inanıyorum.

Mecliste hem engellilerin hem de kadınların eşit temsili söz konusu değil. Sizce bunun nedeni nedir? Kota uygulaması ile ilgili düşünceleriniz neler?

Ben kotaların toplum tarafından yüksek sesle söylenmeyen bir yük gibi anlaşıldığına inanıyorum. Ben kotalarla vicdani sorumluluklarımızın teselli edildiğini ama ayrımcılıkların aynı hızla sürüp gittiğine inanıyorum. Eğer bir yasayı, bir sosyal değeri öncelikle zihniyet olarak benimseyemiyorsak uygulama da pek çok hileye kaçılabileceğine inanıyorum.

SBF maliye bölümünü bitirmiş bir engelli arkadaşım kotadan Maliye’ye girdi. Ancak meslektaşları ona (üstelik fiziksel engelli olduğu halde) sadece çay dağıtma görevini münasip gördüler.

Devlet engelli çalıştırmayı kendi yasalaştırdı ama devletin kurumları bizzat bu yasayı ihlal ediyor. Örneğin Adalet Bakanlığı’nda engelli kadroları kullanılmıyor. Perhiz ve lahana turşusu misali…

Diğer yandan araştırmalar bir zorunluluk olarak engelli çalışan aldığınızda, ona gösterilen muamele ile bir nevi bu mecburiyetin rövanşının alındığını gösteriyor. Kamu görevlilerinin kötü muamelesine maruz kalan engelli oranı yüzde 42,7 olarak açıklandı. Bu bile kotanın akıbetini açıklamaya yeterli…

O halde yapmamız gereken engellinin ya da kadının kota ile değil, çabası, yetenekleri, becerisi ile duvarları yıkmasına yardımcı olmaktır.

BM’deki göreviniz dolayısıyla birçok ülkede bulundunuz ve çalışmalar yürüttünüz. Türkiye’de giderek artan kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri konusunda ne gibi adımlar atılmalı?

Kadın şiddeti, kadına haklarını öğreterek önlenecek bir toplumsal yara değil. Öyle olmadığını da hemen her gün okuduğumuz yürek dağlayan haberlerle anlıyoruz. O halde başka bir yol üstünde düşünmemiz gerekiyor. Öncelikle şiddete uğrayanın değil, şiddeti uygulayanın değer yargılarının değişmesi gerekiyor. Toplumun büyük çoğunluğu (buna bizzat kadınlar da dâhil) kadına yönelik şiddeti bir hak bir edep eylemi olarak algılıyorsa daha yolun çok başındayız demektir.

Bir kadın haklarını ne kadar öğrenirse öğrensin, şiddete uğradığında başvurduğu polis, sığındığı adalet onu yüreği ile desteklemiyorsa, kaçtığı yerde yalnız bir kadın olarak ahlaki durumu şüpheyle karşılanıyorsa, bu zihniyete nasıl direnecektir?

Bence asıl konuşmamız gereken şiddete uğrayan değil, ısrarla şiddeti sürdürenleri motive eden toplumsal algıdır.

Meclise etekle katılımınızla ilgili tartışmalar oldu. Siz de aslında insanların protez bacağınızı görmekten rahatsız olduklarını belirttiniz. Bu tartışmalar hem kadın hem de engellilere yönelik ayrımcı bakışın da göstergesi olarak görülebilir mi? Engellilerin meclise erişimleri ya da kadın milletvekili sayısının azlığı gibi meselelerden çok bu tartışmanın basında yer almasını nasıl değerlendirirsiniz?

Ben milletvekili seçilmişim ve görevimi yapmam gereken salonda kendi başıma hareket edemiyorum. Asıl konuşulması gereken bence bu. Ama insanlar benim gerçek sorunumu değil, yüreklerinin bakmaya dayanamadığı protez bacağımı dert ettiler.

Fakat sonuçtan memnunum. Varlığımın ülkemizdeki birçok algıyı sarstığını ve konuşulur hale getirdiğini düşünüyorum. Her başlangıç yola devam edeceğinizi gösterir. Bence bu da gecikmiş bir başlangıç oldu.

Seçme ve seçilme hakkını kullanırken hem engellilerin hem de kadınların önünde birçok engel var. Seçim sürecinde ve özellikle de seçim gününde engelli kadınların karşılaştıkları sorunlarla ilgili gözlemleriniz neler oldu?

Engellilerin sosyal hayatını etkileyen en ciddi duvar fiziksel erişimdir. Devletin araştırmasına göre engellilerin yüzde 77,3’ü yollar, kaldırımlar ve parklar gibi kamuya açık alanlarda, yüzde 70,2’si kamu hizmetleri binalarında erişim zorluğu yaşıyorlar.

Yine aynı şekilde engellilerin yüzde 72,1’i şehir içi, yüzde 59’u da şehirlerarası toplu taşıma araçlarını gerekli düzenlemeler olmadığı için kullanamıyorlar. Fiziksel erişimle mücadele edip yüzde yüz sonuç almadan engellilerin diğer hakları için konuşmak bana hayli lüks gibi görünüyor. Bu nedenle seçim kampanyasında engelli vatandaşlarımızın katılımına ve seçim günü de oy kullanabilme imkânlarına özel bir önem verdim. CHP İstanbul İl Başkanlığı da bu konuda çok duyarlı davrandı ama elbette yetmez. Hükümetin imkânlarını, en imkânsızlara çevirmek zorunda olduğunu hatırlaması gerekiyor ve bunu hatırlatmak benim de görevlerim arasında.

Seçim sürecinde engelli kadınlardan, kadınlardan size iletilen talep ve sorunlar nelerdi? Bu sorunlarla ilgili kadın ve engelli örgütleriyle birlikte nasıl çalışmalar yapılabilir?

Çok iç paralayıcı… Nasıl ulusça en büyük derdimiz iş bulmaksa, belli ki engelli kadınlarımızın da en önemli derdi iş bulmak… Ayrıca, engelli kadınların ve engelli çocukları olan kadınların hükümetin engelliler arasında büyük ayrımcılığa ve yaralanmaya yol açan engelli yasa ve yönetmeliklerinden çektikleri olacak gibi değil. Bence ilk yapmamız gereken el altından yürürlüğe sokulan engelli yasalarını değiştirmek için mücadele başlatmak…

Share Button