Affedememek

Emel Uzun

Affetmek üzerine düşünmek, kendini önceleyen kederi cağırıyor, biraz kekremsi bir tad bırakıyor insanın ağzında telaffuzdan hemen sonra. Bir yutkunmak bir de derin nefes almak gerekiyor boğazdaki yumruyu cıktığı ve her an tekrar cıkmak icin bekledigi kuytuya gönderebilmek için. Her zaman bu kadar kolay değil tabii. “affettim” dedikten sonra ne oldu, neden benim basıma geldi, neden ben haklıydım da o nasıl haksızdı, nasıl affeden ve affedilen roller bu kadar ayan beyan döküldü ortaya, (hak ölçülebilen, derecelendirilebilen birsey mi ki?) ya giden kalabalık ve gürültülü bir soru silsilesini cağırıyor. İsin yoksa nasıl affettiğinin zihinsel dizgesine bak varsa bir meşru nedenin onu bul çıkar sonra kendini yeniden ikna et affetmiş olmak için. Ya da seni affetmeye mecbur bırakan en gercek zaaflarından biriyle karşılaş bir de onun tatsızlığıyla uğraş, bir kez daha yutkun, derin bir nefes, devam. Daha fazla kan kaybetmemek icin pansuman yaptırmak gibi bir sey herhalde affetmek, bir de af dileyen yani bunu gözünün içine bakarak bekleyen biri varsa (ki boyle olması beklenen ve özlenen bir harekettir tabii) pansumandan gelirken ona da daha fazla ağlamasın diye bir kutu peçeteyle biraz da cikolata almak gibi mesela.

Neyi affettim değilde neyi affedemedim diye sordurtuyor bu kavram insana. Hep biraz negatif olandan yakalıyor yani. İnsan unutabilmek icin, geri de bırakabilmek, bazen görmemezlikten gelebilmek icin unutuyor. Biraz da kendini sağaltmak belki de daha fazla mesai harcamamak icin affediyor zaman zaman (Arkadaslık affetmesi, “tamam iste affettim rahat bırak beni”). Affederse öfkesi yok olacak, kırgınlıgın öznesine bağlayan ipler gevseyecek ve kaybolup gidecek diye direniyor bazen de affetmemek için (aşk affetmesi bu, ya da hiçbir zaman affedememesi, çamur gibi bir his, yumusak, yapışkan). Affeden olabilmek iktidarlı bir pozisyon. Acı, sorumluluk, yorgunluk, vicdan, sine, çek, unut, bisey olmamış, sırıt, yola devam. Affedilen olmayı dilemek huzursuz ama kolay işte. İnkar etmeyin. “Elimden geleni yaptım, affetmek bu kadar zor olmamalı” demek icin elinden cok da sey gelmesi gerekmiyor aslında (biliyorum bal gibi suçluyum, beni benimle bırak af dilemesi). Gördünüzmü yine adaletsiz işte. Yine haksız olan, birinin canını yakmış olan suçluluğa ve suçluya özgü düşük beklenti alanının dinlenme tesislerinde bekliyor. Eee napsın o elinden geleni yaptı. Affetmemek “göze almak” galiba biraz. Kaybetme iradesi koymak ortaya. Tahmin edildiği gibi öyle boşvermiş, umursamaz bir hal değil aksine verdiğin kararın ötesini berisini hep aklında tutman gereken, uykusuz, huzursuz bir hal, biraz nazarlı, efsunlu ama gergin, zihinsel bir efor gerektiren.

Bir de affetmek icin bekleme hali var ki o en acı olanı galiba. Kadin affetmesi. Mağdur, bal gibi ortada, hala üstünde birileri tepiniyor, bitmiyor hiç, zulüm hep en sevdiklerinden geliyor. Ama bekliyor işte, kendini dolaptaki esyaları toparlarken toparlayıp, içindeki kırıkları balkon yıkarken gidere tozlarla birlikte yollayıp, yemek işine girerken biraz toparlanıp, kokularla kendini tamir ettikten sonra hazır hale geliyor işte affetmek için. Genc kadın var bir de, biliyor af dilenmeyecek, çünkü babası da dilemememiş ki hiçbir zaman annesinden, ama belki bugün birşey olur da geçen günkü hırtlığı yüzünden benden özür diler diye saçını düzleştiriyor, affetmeye hazirlik, güzel olsun affederken diye. Önemli bir an. Yaşlanınca kadın, belki biraz taşralı kadın, işbilir, çocuklu, mülkün derleyicisi toplayıcısı iktidarlı oluyor ya (dizilerdeki kadın ağalar kadar değil ama) o artık affetmek istemiyor. Af dilenmesini beklemiyor, dilense derhal geri gönderecek, çektikleriyle ilgili tiradi kursağında kırgın, kızgın, geçkin oturuyor. Ne özenilesi bir olmuşluk hali burdan bakınca. Neyse ne. Gider bu sınıflandırmalar böyle, devamı gelir de en nihayetinde tad aynı işte. Hep birlikte bir kez daha yutkunalım. Geçmedi bir kez daha.

Ben affetmiyorum kadın dünyamın en büyük erkek haksızlıklarını. Erkek haksızlığının af dilemez, zaten istese de dileyemez halini affetmiyorum önce. Sevdiğim, sevmedigim tüm kadınlardan af bile dilemeyen, bunu akıl bile edemeyen adamları affetmiyorum, af dilemiş bulunanların gıyabında. Kapler kırarak, kadın eti tüketerek, insan olmaya calışan, ona bakan aşık gözlerle ne yapacağını bilemeyen, bu yüzden gözünü kaçıran, kaçan, gözden düşen, ezerek geçen ama yine de birşey olamayan adamlaı affetmiyorum. Ama en cok dedemi affetmiyorum anneannemi korkudan öldürdüğü için. Ama anneannemi suçlayamıyorum dedemden bu kadar korktuğu icin. Daha gençken suçluyordum anneannecim, affet beni). Ama annem büyüklüktür diyor ve hiç yüzlemiyor. Herşeyi karşılıksız bellemiş ya. Haklı belki de babamın, babasının, abisinin yasattıklarını unutabilmenin tek yolu unutup geride bırakabilmektir, affedebilmek melekesiyle. O huzurlu olsun diye unutmuş gibi yapalim hadi ama buraya yazıyorum işte, ben affetmeyecegim unutmamak icin…

Share Button