Etiketler: söyleşi

Hayatı Yeniden Tasarlamak İstiyoruz

Sema Aslan

Permakültür Türkiye için hem yeni hem de geçmişi yıllar öncesine dayanan bir sürdürülebilir yaşam uygulaması. Son yıllarda Türkiye Permakültür Araştırma Enstitüsü ve Marmariç Ekolojik Yaşam Derneği’nin düzenlediği eğitimler ile başta Bayramiç ve Datça olmak üzere çeşitli bölgelerde sürdürülen permakültür uygulamalarıyla adından daha fazla söz ettiren bu tasarım fikri, esasında ‘90’ların ikinci yarısında Ankara’da adından söz ettiren Hocamköy girişiminde gündeme gelmiş. Fakat sonra yıllarca unutulmuş. Şimdi permakültür sayesinde doğanın kendinde olan yenilenebilir olma kapasitesini tekrar hatırlama fırsatımız var.

Filiz Telek, Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezun. Yaşamını ‘armağan ekonomisi’nin esaslarına uygun olarak sürdürüyor. 2005’den bu yana permakültür uygulamalarıyla ilgili çalışmalar yapıyor. Kendisini bir ‘örgütçü’ olarak tanımlamak mümkün zira sürdürülebilir yaşam için örgütlediği pek çok etkinlik ve hareket mevcut: “Yıllar önce insanın ruhunu sıkan, zihnini bulandıran ve yaşam neşesini kaçıran organizasyonlardan uzak durma kararı aldım ve buna sadık kaldım.

Share Button

Suriyeli Genç Kadınların Gözünden Suriye Devrimi

Hatice Pınar Şenoğuz

Çeviri: Şenay Özden

Rejimin yapmaya çalıştığı şey, Kürtleri ve Arapları ikiye bölmek, birbirinden uzaklaştırmaktı. Biz de Arap öğrenciler olarak özgürlük ve demokrasi adına Kürt Hareketiyle Arap Hareketini bir araya getirmeye çalışıyorduk.

Suriye’de geçtiğimiz Bahar döneminde gelişen halk ayaklanmasına dair deneyimlerini aktarmak üzere birkaç günlüğüne gelen genç Suriyeli kadınlardan biriyle kısa bir görüşme gerçekleştirdik. Rejimin gazabına uğramaması için adını ve fotoğrafını kullanamayacağımız bu kadın aktiviste, gelin ona Arapça’da kadınlar anlamında Niswan diyelim, Suriyeli aktivistlerin el saura (devrim) dediği ayaklanmanın zor sorularını yöneltmedik. Suriye’deki halk hareketlerini ne ölçüde emperyalist güçlerin yönlendirdiği, hareketin siyasal İslamcı ajandası ya da etnik kutuplaşmaya kayması gibi merakları dışarıda bırakıp, ayaklanmanın kadınları ne şekilde dahil ettiğini sormaya çalıştık.

Sorular Suriye’deki halk hareketlerine ilişkin gelinen aşamayı varsaydığı için buna ilişkin bir arka plan sunmak kaçınılmaz. Suriye’de 2011’in Mart ayında Deraa şehrinde okul çağındaki çocukların duvara rejim karşıtı slogan yazdıkları için işkence gördükleri haberiyle protesto gösterileri patlak vermişti. Rejimin protestoları bastırmak için şiddetle karşılık vermesi sonucu başlayan çatışmalarda bugüne kadar çoğu sivil 40 bine yakın insan öldü.

Niswan, başkent Şam’ın merkezinde orta sınıf bir muhit olan Mezze’de yaşıyor. Kimsenin işine gidemediğini ve yiyecek sıkıntısı yaşanmaya başladığını vurguluyor. Zira Şam merkezinde 500 metrede 7 kontrol noktasıyla karşılaşabilirsiniz. Asker geçmenize “o günkü ruh haline göre” izin verebilir ya da vermeyebilir.

Share Button

Üniversitelerde Tarım Yapabilir Miyiz?

tarim

Sema Aslan

Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Zeynep Kadirbeyoğlu, aynı zamanda üniversite bünyesinde faaliyet gösteren Boğaziçi Mensupları Tüketim Kooperatifi (BÜKOOP) ile bir öğrenci inisiyatifi olan Tarlataban grubunun gönüllüsü. Kadirbeyoğlu ile BÜKOOP, Tarlataban ve oluşum aşamasında olan Boğaziçi Üniversitesi Öğrenci Kooperatifi hakkında söyleştik.

Tarlataban, nasıl bir ihtiyaçtan, ne zaman doğdu?

Tarlataban’ın tarihi, 2010 Ağustos’una uzanıyor. Öğrencilerin talebiyle yaptığımız bir toplantı sonunda Boğaziçi Üniversitesi’nde tarım yapabilir miyiz sorusunu takiben okumalar yapmaya başladık. Bu, kentli bir çaba esasen. Dünyada da örnekleri var; mesela Küba’da, Kanada’da… Boğaziçi Üniversitesi’nde tarım yapabilmek için nereyi kullanabileceğimizi düşündüğümüz sırada üniversiteye bağışlanmış bir arazinin olduğunu öğrendik.

Share Button

Tarımı Kadınlar Yapıyor, Kasketli Amcalar Değil

Fotoğraf: Sevgi Bütüner

Sema Aslan

Olcay Bingöl’le Söyleşi

Olcay Bingöl, 1980’lerin sonu, ‘90’ların başına tarihlenen Ankara’daki üniversite öğrenciliği döneminde tarım politikalarına ilgi duymaya başlamış, üniversiteden hemen sonra gittiği İngiltere’de bambaşka bir dünyayla tanışmış. Tohum İzi Derneği’nin kurucu üyeleri arasında olan Olcay Bingöl ile bu bambaşka dünyayı konuştuk.

Tohum İzi Derneği’nin kurucu üyelerindensin ancak Tohum İzi Derneği’ne giden süreçte gıdaya dair pek çok farklı deneyim ve bilgi taşıdığını tahmin ediyorum. Biraz anlatır mısın?

‘90’lı yılların başında bir yıl İngiltere’de kaldım ve çok ilginç insanlarla, yeni bir yaşam şekliyle tanıştım. Farklı diyet biçimlerinden söz ediyorum. Mesela ben et yiyordum İngiltere’ye gittiğimde fakat orada insanların neden et yemediğini, gıda üzerinden nasıl bir politika geliştirdiklerini vb. öğrendim ve hayvanların yetiştirilme politikasıyla, buna bağlı olarak endüstriyel bitki üretimine dair okumalar yaptım. Türkiye’ye döndüğümde bütünüyle politik bir tavır olarak, vejetaryen olmuştum.

Share Button

Kadınlar Dayanışarak Gıdamızı Koruyabilir

fikirsahibidamaklar

Sema Aslan

Defne Koryürek’le söyleşi

Slow Food Hareketi’nin İstanbul’daki örgütlenmelerinden Fikir Sahibi Damaklar, özellikle Lüfer Koruma Timi ile adından söz ettirdi. Fikir Sahibi Damaklar’ın kurucu üyesi Defne Koryürek ile GDO’yu, İstanbul’un balığını ve son kalmış tarım arazilerinden birine sahip olan Işıklar Köyü’nün direnişini konuştuk.

Sizin özellikle evlerde ekşi ekmek yapmayı teşvik ettiğinizi, web ortamında, televizyonda ya da bulabildiğiniz herhangi bir medyada ekmek yapımını anlattığınızı biliyoruz. Ve her seferinde kuşaklar öncesine ait olan bir pratiğe vurgu yapıyorsunuz. Unutulmuş bir bilgiyi çağırıyorsunuz galiba?

Biz, anaokullarından tutun, kurumsal yaşamdaki erkeklere kadar maya tutmayı, ekşi ekmek yapmayı öğrettik, öğretiyoruz. Etiketin içini bu yolla daha iyi okuyabilmenin mümkün olduğunu gördük çünkü. Fakat bence başka bir mesele daha var; yavaşlıkla, hızla ilgili bir mesele. Biz kadınlar erkekleştik aslında. Erkeklerin yavaşlığa tahammülü yok oysa kadın yavaşlığın ya da aslında doğanın kendi ritminin sahibi.

Share Button

Mısır Devriminde “Kadın Sorunu”nun Ötesinde

Lila Abu-Lughod ve Rabab El-Mahdi
Çeviri: Demet Gülçiçek

Medya, Mısır Devrimi’nde kadınların rolünü sorarak, kadın işçilerin emek hareketi içinde 2006’dan bu yana oynadıkları rolü, 2003’ten beri demokrasi yanlısı ve savaş karşıtı hareketlerde kadın eylemcilerin rolünü ve öğrenci hareketi içindeki sürekli varlıklarını gözden kaçırıyor.

Bu metin, 23-24 Ekim 2011’de Barnard Kadın Araştırmaları Merkezi’nin kırkıncı kuruluş yıldönümünde gerçekleştirilen “Activism and the Academy: Celebrating 40 Years of Feminist Scholarship and Action” (Eylemcilik ve Akademi: Feminist Bilim ve Eylemin Kırkıncı Yılını Kutluyoruz) konferansındaki konuşmanın gözden geçirilmiş halidir.

Lila Abu-Lughod (LA): Rabab, uzun süredir Mısır üzerine düşünen bir aktivist ve akademisyensin. Sen de Tahrir Meydanı’ndaydın ve devrimin en ciddi ivmesi sırasında hareketin içindeydin. Batı medyasının devrimdeki kadının rolüne takıntılı ilgisi üzerine düşüncelerini sorarak başlamak istiyorum. İkimiz de kadın aktivizminin ‘Orta Doğulu / Müslüman kadın’ sorununun sembolik öneminden kaçamaması üzerine kafa yoruyoruz. İkimize de ‘Mısır Devrimi’nde kadın’ üzerine yorum yapmamız için sıkça sorular soruluyor. İkimiz de bu soru karşısında rahatsız oluyoruz. Bu isyanın kadınlar için önemine ilişkin medya takıntısı ve kadınların gerçek katılım biçimleri üzerine ne düşündüğünü merak ediyorum. “Mısır Devrimi’nde kadınların rolü” hakkındaki sorularla nasıl baş ediyorsun? Bu soruların arkasında sence ne var? Kadınların devrime katılımlarını somut olarak ele alabilmek için daha iyi bir yol önerebilir misin?

Rabab El-Mahdi (RM): Şimdilerde ‘devrimden sonra kadın hakları ve statüsü’ne evrilmiş olan “kadınların devrimdeki rolleri” hakkındaki soru beni birkaç düzeyde rahatsız ediyor. İlk olarak, bu soru kadınları bir şekilde eylemsiz veya pasif olarak varsayıyor –devrim başlayınca bir anda nasıl eyleme geçtiklerini merak ediyoruz.

Share Button

Mısır’da Feminizmin Yolu

Seda Altuğ

Ocak ayında Boğaziçi Üniversitesi’nin düzenlediği Hrant Dink İnsan Hakları ve İfade Özgürlüğü Konferansında konuşmak üzere İstanbul’a gelen Rabab El-Mahdi ile Mısır’daki devrim sürecinin kadın hareketi ve feminizm üzerindeki etkisi hakkında konuştuk. El-Mahdi, Kahire Amerikan Üniversitesinde ders veriyor ve Demokrasi İçin Kadınlar grubu üyesi.

Batı medyasında Arap Baharı olarak adlandırılan sürecin kadınlar ve kadın hareket için de için bir “bahar” olduğunu iddia edebilir miyiz?

Bence bu süreç her toplumsal kesim için farklı şekillerde de olsa da bir bahardı. Ben feminizmi belli bir şekilde tarif etmemiz gerektiğine inananlardan değilim. Kadın hareketine beyaz liberal bir şekilde yaklaşmıyorum. Sanki belli bir gündeminiz olup da belli şeyleri yaparsanız feminist olursunuz. Mısır’da ve Arap dünyasının geri kalanında kadınlar kendileri içn önemli gördükleri konularda mücadeleye aktif olarak katıldılar. Başka bağlamlarda bu meseleler feminist olarak görülmeyebilir. Ama onlar için bu mücadele onların mücadeleleri. Benim için de feminizm kadınların kendi geleceklerini belirleme hakkını kendi ellerine almaları, kendilerini etkileyen ve kendilerinin elzem gördükleri konulara dair mücadele etmeleridir.

Share Button

Kadınlar Ekolojik Dönüşümde

harvest

Emet Değirmenci*

And dağlarındaki Bolivyalı yerli kadının bitkilerle sağaltmasından, Anadolu’da sandığında tohum saklayan ninelerimizden öğrenecek çok şeyimiz var… Kadınlar Ekolojik Dönüşümde, öğreneceklerimizin sınırsızlığı hakkında bir fikir vermek üzere hazırlandı ve Yeni İnsan Yayınevi tarafından Haziran 2010 da yayınlandı. Bu kitap için “Türkiye’nin ilk ekofeminist kitabı” denebilir. Kitapta doğrudan söz ve deneyim paylaşımına ağırlık verdik. Bu kitapta ekofeminist teori yok. Türkiyeli kadının ekolojik dönüşümdeki çabası dahil Avustralya, Bolivya, Hindistan, Aotearoa/Yeni Zelanda, Afrika ve Güney Asya’dan kadınların ekolojik uğraşlarına dair deneyim paylaşımı var.

Ekolojik dönüşümün yalnızca çiçek böcekten ibaret olmadığını düşündüğümüz için aktivist kadınların yanında çizgi ve düşünce üretenlere de yer verdik.

Share Button

Şafak Pavey’le Söyleşi

Ezgi Sarıtaş – Lütfiye Kelleci Birer

Devlet Engelli Çalıştırmayı Yasalaştırdı ama Kurumları Yasayı İhlal Ediyor

Şafak Pavey, CHP İstanbul milletvekili. Meclis açılışında protezli bacağıyla etek giymesini kendisinden başka herkes sorun etti, ama o, bu durumu bir engelli hakları problemi haline getirerek, meclis binasının engellileri engellemeyecek biçimde düzenlenmesi gerektiğini söyledi.

Pavey’le engellilere ilişkin politikalar hakkında konuştuk…

Türkiye’de engellilik ve kadın meseleleri daha çok aile çerçevesinde ve diğer sosyal politikaların yanı sıra ele alınıyor. Türkiye’nin engellilik ve kadın alanındaki politikaları hakkında ne düşünüyorsunuz?

Aslında, sorun doğru ele alındığı sürece bence hangi başlık altında ele alındığının gerçekten bir önemi yok. Ama doğru olarak ele alınmadığı düşüncesindeyim. Buna en iyi örnek olarak kendimi vermek isterim.

Share Button

Savaşa Verecek Çocuğumuz Yok!

Senem Kaptan

Devletin de “Gerçek İsrailli askerden kaçmaz” kampanyasını başlatma ihtiyacı duymuş olması aslında tam da böyle bir toplumsal değişim olduğunun ve artık gönüllü olarak askere gitmenin geçerli olmadığının bir göstergesi.

Senem Kaptan (Senem): Öncelikle, New Profile (NP) nasıl kuruldu, amaçları ve faaliyetleri neler, nasıl işliyor ve adını nasıl seçtiniz, biraz bundan bahsedebilir misiniz?

Rela Mazali (Rela): Peki, o zaman isimle başlayayım, sonra NP nasıl kuruldu ve nasıl işliyor biraz bunlardan bahsedeyim. İsrail’de ordu, gençleri 17 yaşından itibaren askere gitmeden önce bir teste tâbi tutuyor ve onlara askeri bir profil veriyor; bu insanlar genelde genç Musevi insanlar.

Share Button